Kübizm nedir?

Braque, Picasso, Juan Gris ve Fernand Leger'in 1907- 1914 yılları arasında sanatta uyguladıkları estetik ve teknik devrime verilen addır. Kübizm, bir şeyde gözün türlü yönlerden görebileceği özellikleri bir arada, geometrik biçimlerde göstermeye çalışır. Kübik deyimi ilk Georges Braque'nin tabloları için kullanıldı. Henri Matisse ile Andr6 Derain, Lhote, Metzinger gibi birçok ressam da bu devrime sonradan katıldılar. Kübizm, eşyanın uzaklık ve yer içinde kapladığı hacım meselesini temel" hareket noktası aldı. Bunu, çeşitli yollardan ifade etmeye çalışarak empresyonizme karşı en sert tepki durumuna girdi.

Aşırı bir görüş olduğu İçin, kübistler de, onların fikirlerini paylaşanlar da, kısa zamanda bu akımdan sıyrıldılar. Kübizm; 20.yüzyılda ortaya çıkarak sanatta köklü değişimler meydana getirmiştir. Kübizm, sanatta eskiye dayalı tüm fikirleri yerle bir ederek bambaşka bir sanat anlayışı ortaya çıkarmıştır. Kübizm, Empresyonizm/ İzlenimcilik akımına bir tepki olarak ortaya çıkmıştır. Resim ve heykel dallarında fazlasıyla kendisini hissettiren Kübizm, zamanla edebiyatta da varlığını göstermiştir. Resimle, vücut bulan Kübizm, geometrik şekillerle kendisini tanıtmaktadır. Kübist sanatçılara göre dış dünyanın nesneleri sadece göründükleri yanıyla değil görünmeyen tüm yanları ile ele alınmalıdır.

kübizm

Kübizm?in resimdeki en önemli ismi Pablo Ruiz Picasso?dur. Kübist ressamlar arasında Georges Braque, Juan Gris, Fernand Leger, Albert Gleizes, , Roger de la Fresnaye, Andre Lhote gibi isimler yer almaktadır. Kübistler, Empresyonizm?den farklı olarak eşyaları geometrik yapısı ile ele alarak çok boyutlu gösterme amaçlarını gerçekleştirmişlerdir. Eşyaları her yönden vermek isteyen kübistler bu amaçla nesneleri bozup parçalayarak onları her açıdan ele almaya çalıştılar. Kübik resimlerdeki insanlar yalnız dış görünüşleri ile değil düşündükleriyle ve çevresiyle çizilmiştir.

Kübik tablolarda sanatçılar, nesneleri ve insanları bu şekilde tüm ayrıntıları ile ele almışlardır. Kübizm, edebiyat ile tanışması ile 1913?te gerçekleşmiştir. Akımı edebiyat ile tanıştıran isim ise Guillaume Apollinaire?dir. Apollinaire, şiir ile bir resim akımı olan Kübizm?i birleştirerek edebiyata farklı bir soluk getirmiştir. Kübizm, bu şekilde büyük bir yenilik ortaya çıkarmasına rağmen edebiyatta varlığını geniş bir çerçevede sürdürememiştir. Türk Edebiyatı?nda da Kübizm?i temsil eden eserler meydana gelmemiştir. Akım bu şekilde uzun soluklu olmayarak gelişimini tamamlamıştır. Kübizmin dayandığı prensipler sırasıyla şunlardır;

Kübizmin, empresyonizme karşısı tepkisi

Empresyonizm, konunun belli bir ışık altındaki görünüşünü, yani doğrudan doğruya kendisini değil de yarattığı du­yumları saptamaya çalışan bir sanat metodudur. Kübizme göre empresyonizm, duyumların, yani sürekli olmayan, gelip geçici şeylerin tasviridir. Kübizm ise, sürekli olan ve değişmeyen özün, tasvirine çaba göstermektedir. Eşyanın dış görünüşüyle birlikte özünün de gösterilmesi gerektir. Örneğin insanın yalnız dış görünüşünü ele almak, onu, sadece bir madde olarak düşünmek olur. Halbuki, o, birtakım fikirlerin ve duyumların da sahibidir. Sanat onun bu tarafını da göstermek zorundadır. O halde olaylarla duyguları birbirinden ayrı olarak düşünmek doğru değildir. Objeyi, yani konuyu bir bütün (kül) halinde tutmak gerektir.

Örneğin «Ressam, balkonda bulunan, fakat içeriden görülen bir adamm resmini yapmak istediği zaman, sahneyi pencereden görülen kısma inhisar ettirmeyecek; bilakis balkondaki adamın sokağa ait bütün duyumlarını da aynı tablonun içerisine yerleştirecektir.» Bu, şu demektir : Hayat, büyük bir olaydır. insan bu olayın içinde birçok şeyi hep birden görmekte ve yaşamaktadır. O da bu büyük olayın içinde olanlardan biridir. Şu halde balkondaki adamı, seyrettiklerinden ayrı olarak düşünemeyiz. Bu adam balkondan, geçen trenleri, otomobilleri, koşanduran insanları, caddeleri, damları, bacaları görmüş; fabrikaların düdüklerini işitmiştir. Hatta balkondaki adam o anda vücudunu bile unutmuş, seyrettiklerinin içine düşmüş, ya da onların arkasından koşmaktadır. Şimdi nasıl olur da sanatçı, bu adamı, sadece içeriden gördüğü kısmıyla eserine geçirebilir? Halbuki o anda bu adamın kafasında bir fabrikanın dişlisi, bir otomobilin direksiyon simidi dönmekte; beyninde bir cad­de akmaktadır.

Peki, bütün bunları ne yapacağız? Sanatçı olarak bunlara dokunmayacak mıyız? Bunlarsız bir adam nedir? Bütün bunları sorup düşünen kübizmin sanatçısı, insanı dış görünüşü ve duyumlanyla birlikte bir bütün halinde geometrik şekillere bağlayarak sanata getiriyor. Bir ressamın tab­losunda insan, camdan yapılmış içindekileri gösteren bir varlık olarak düşünülüyor ve içinde ne varsa ortaya konuyor. İşte bu düşüncelerle kübizm, empresyonizmin sadece duyumları tasvir etmesini tenkid etmiş, konuyu içi ve dişiyle birlikte bir bütün ‘halinde işlemeye çalışmıştır.

Kübizmin güttüğü metod

Önce manzara veya olayın geçtiği yer, ana parçalarına ayrılır, sonra bu parçalar sanatçının kişisel görüşüne göre yeniden birleştirilir. Böylece şeyin tümü, aslındaki gibi değil, sanatçının duyumlarına göre geometrik bir karakter içinde şekil alır. Eğer şey, yani konu, tabiattaki şekliyle sanata girse, sanatçının rolü kalmaz. Onun için, önce analiz yardımıyla konu olan şeyin parçaları tanınacak, ondan sonra da sentezle o şey, sanatçının isteğine göre yeniden meydana gelecektir. Kübizmde XX. Yüz yıl başlarındaki toplumlarda görülen sosyal gerginlik ve dengesizliklerin etkilerini bulmak mümkündür. Bu metod edebiyatta da kullanılmış, şairler de şiirlerinde, analiz-sentez metodu ile mısralar sıralamış, peyzajı ve hayatın sahnesini kendi kişisel görüşlerine göre anlatmaya çalışmışlardır.

Kübizm’in özellikleri

• 1908’de empresyonizme ve o güne kadar olan sanat anlayışlarına tepki olarak ortaya çıkmıştır. Önceleri bir resim akımıyken daha sonra edebiyatı, sonra da şiiri etkilemiştir.
• Kübist olan bir ressam nesneleri üç boyutlu ve geometrik olarak yansıtmaya çalışır. Yani resimde, bir insanın sadece dış görünüşünü vermekle kalmayıp duygularını, isteklerini, hasretlerini de yansıtmaya çalışır.
• Dış dünyayı normal, geleneksel şekilde göstermek yerine söylenmemiş, gösterilmemiş gerçekler peşindedir.
• Varlığın, dış görünüşüyle birlikte iç dünyasının betimlenmesi amaçlanmıştır.
• Sanatçılar, anlatımı canlı kılmak için, yapıtlarında duygularla olayları karıştırarak yansıtmışlardır.
• Şiirin akla ve mantığa dayanmaması gerektiğini savunurlar. Söylenmemiş olanı, görünmemiş olanı söylemek için akıl değil, hayal gücü kullanılmalıdır.
• Varlığı tüm boyutlarıyla (dış ve iç görünüşü, duygusal boyutu, geçmişi, geleceği) vermek esastır.
• Noktalama işaretlerine karşı çıkmışlar, biçimde her yeniliğe açık olmuşlardır.
• Kübizm Temsilcileri: Apollinaire, Max Jacob, Jean Cocteau, Blaise Cendrars
• Varlığın, dış görünüşüyle birlikte iç dünyasının betimlenmesi amaçlanmıştır.
• Sanatçılar, anlatımı canlı kılmak için, yapıtlarında duygularla olayları karıştırarak yansıtmışlardır.
• Kübizm Temsilcileri: Apollinaire, Max Jacob, Jean Cocteau, Blaise Cendrars.

Pablo Picasso

İspanya’da doğan ve Paris’te yaşamış olan Picasso, Kübizmin en önemli temsilcilerindendir. eserlerinde toplum ve insanı ele almıştır. Picassonun sanatında mavi ve pembe dönem vardır. mavi dönemde daha çok yaşamın kötü yönlerini gösteren eserler vermiştir. mavi rengi hemen hemen tek renk olarak kullandığı bu dönemde körleri, dilencileri, sakatları vb. konu edinmiştir. mavi dönemde en önemli eserleri İhtiyar kör, ütü yapan kadınlardır. pembe dönemde ise daha çok yaşamın güzel yönlerini ele almıştır. pembe ve kahverengi rengini ağırlıklı olarak kullanmıştır. Çiçek sepetli kız, Avingonlu kızlar bu dönemdeki önemli eserleridir. Bunlar dışında Pablo Picasso’nun Guernica adlı eseri çok ünlüdür.

Sözlükte "kübizm" ne demek?

1. Nesneleri geometrik biçimlerde gösteren bir sanat akımı.

Kübizm kelimesinin ingilizcesi

n. cubism
Köken: Fransızca

Son eklenenler

opu
npn

Yorumlar

Bu sayfa ait yorum bulunamadı. İlk yorum yapan siz olun.

Yorum ekle

Vazgeç